
Nehir, bir anaokulu öğretmenidir. Tesadüfen dinlediği bir şarkı ve o şarkının sözleri Nehir’i derinden etkiler. Şarkının peşine düşen Nehir, onu yazan kişiyi, yani bir barda rock müzik yapan Ozan’ı bulur.
Ancak Ozan, geçmişin hayaletleriyle boğuşan, hayata karşı öfkeli, alkol sorunları olan ve insanları kendinden uzaklaştıran "arızalı" bir adamdır. Nehir ise hayata daha umutla bakan, sabırlı bir kadındır. Bir tarafta hayatı bir masal gibi yaşamak isteyen Nehir, diğer tarafta hayatın sadece acı gerçeklerine inanan Ozan... Film, bu iki zıt ruhun birbirini iyileştirme ya da daha çok yaralama sürecini şiirsel bir dille aktarıyor.
Filmin başarısında, karakterlerin derinliğini yansıtan iki ana oyuncunun büyük payı var:
Mert Fırat (Ozan): Kendi karanlığında kaybolmuş müzisyen rolünde, hem oyunculuğuyla hem de film için bizzat seslendirdiği şarkılarla devleşiyor.
Melisa Sözen (Nehir): Naif, kararlı ve şefkatli öğretmen karakterine hayat vererek Ozan’ın dünyasındaki ışığı temsil ediyor.
Hare Sürel: Ozan’ın hayatındaki önemli bir figür olarak hikayeye dahil oluyor.
Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini, Atlıkarınca ve Erkek Tarafı Testosteron gibi işlerinden tanıdığımız İlksen Başarır üstleniyor.
Film, adından da anlaşılacağı gibi modern bir yetişkin masalıdır. Ancak bu masal toz pembe değil, yer yer karanlık ve oldukça gerçekçidir. Mert Fırat ve İlksen Başarır ikilisinin birlikte kaleme aldığı senaryo, izleyiciye bir aşkın sadece başlangıcını değil, o aşkın içindeki yıpratıcı süreçleri de gösterir. Filmin en güçlü yanı ise müzikleridir. Film için özel olarak bestelenen şarkılar, hikayenin duygusal yükünü taşıyan birer anlatıcı gibidir.
Müzik odaklı filmleri sevenler, "arızalı aşk" hikayelerinden hoşlananlar ve sinemada atmosferik, melankolik işler arayanlar için ideal. Eğer İncir Reçeli, Kaybedenler Kulübü veya Bir Aşk İki Hayat gibi filmleri sevdiyseniz, bu ruha dokunan yapım tam size göre bir platform filmi.
Film, sevginin sadece "hoşlanmak" olmadığını, bazen bir insanı tüm karanlığıyla kabul etmek ve onunla o karanlıkta kalmayı göze almak olduğunu gösteriyor. Mert Fırat’ın seslendirdiği "Aç Kapıyı" gibi şarkılar film bittikten sonra bile uzun süre aklınızda kalacak. Ayrıca İstanbul’un gece hayatı ve barlar sokağı atmosferi çok başarılı bir şekilde yansıtılmış.
Müzik ve Şifa: Sanatın, insanın ruhundaki yaraları deşme veya sarma gücü.
Zıt Karakterlerin Çekimi: Umut ile umutsuzluğun aynı yatakta buluşması.
Sabır ve Kabulleniş: Birini değiştirmeye çalışmak yerine onu olduğu gibi sevmenin bedeli.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...