
Gerilim

Haydar Rıza

Zümrüt

Çarli
-

-

Director

-
-
-

Sanatçı İbo
Beyoğlu’nun Arka Yakası, bir gecelik bir serüvenin nasıl bir hayatta kalma mücadelesine ve toplumsal bir yıkıma dönüştüğünü anlatan sarsıcı bir hikâyedir. Film, memur emeklisi bir adamın, yanına aldığı yüklü miktardaki parayla Beyoğlu’nun ışıltılı ama bir o kadar da tekinsiz dünyasına adım atmasıyla başlar. İlk bakışta eğlence vaat eden bu renkli caddeler, karakterimiz arka sokaklara saptıkça yerini dolandırıcılara, hayat kadınlarına ve her köşede pusuya yatmış tehlikelere bırakır.
Bu yolculuk, sadece bir adamın başına gelen talihsizlikler dizisi değil, aynı zamanda 1980’li yılların İstanbul’una tutulmuş dev bir aynadır. Beyoğlu’nun arka sokakları, sistemin dışına itilmişlerin, umudunu yitirenlerin ve hayatta kalmak için başkasının felaketini bekleyenlerin sığınağıdır. Film, izleyiciyi ana karakterle birlikte bu labirentin içine hapsederken, ahlaki değerlerin parayla nasıl yer değiştirdiğini sert bir dram filmi diliyle sorgulatır.
Filmin başrolünde, Türk sinemasının dev ismi Tarık Akan yer alıyor. Akan, canlandırdığı karakterin saflığını, içine düştüğü dehşeti ve çaresizliği öylesine içten bir performansla sunuyor ki izleyici her adımda onunla birlikte aynı endişeyi hissediyor. Karakterin yaşadığı fiziksel ve ruhsal çöküş, oyuncunun ustalığıyla filmin en büyük kozuna dönüşüyor.
Kadronun geri kalanında ise Beyoğlu’nun gerçek sahiplerini, sokak jargonunu ve yeraltı dünyasının kendine has raconunu başarıyla yansıtan yardımcı oyuncular bulunuyor. Oya Aydoğan ve Erdal Özyağcılar gibi isimler, hikâyenin geçtiği tekinsiz atmosferi güçlendiren, karakter derinliği yüksek performanslar sergiliyorlar. Bu ekip, filmi sıradan bir sokak hikâyesinden çıkarıp toplumsal bir portreye dönüştürüyor.
Şerif Gören’in yönetmen koltuğunda oturduğu bu yapım, Türk sinemasının en başarılı şehir ve suç betimlemelerinden biridir. Filmde Beyoğlu, sadece bir mekan değil, adeta yaşayan ve insanı yutan bir canavar gibi tasvir edilir. Sinematografi, gecenin karanlığını ve sokak lambalarının yarattığı tekinsiz gölgeleri ustaca kullanarak izleyicide sürekli bir tetikte olma hissi uyandırır. Tempo, ana karakterin paniğiyle paralel olarak artarken, anlatım dili dürüstlüğünden asla ödün vermez.
İstanbul’un yer altı dünyasına ve 80’lerin sosyokültürel yapısına ilgi duyanlar için bu film tam bir başyapıttır. Şehrin kaotik yapısını ve insan ruhunun karanlık dehlizlerini merak eden izleyiciler bu yapımdan çok etkilenecektir. Eğer gerçekçi bir toplumsal dram ve karakterin tek bir gecede yaşadığı dönüşümü anlatan nostaljik filmler arıyorsanız, Beyoğlu’nun Arka Yakası listenizin başında olmalı.
Film, Beyoğlu’nun sadece İstiklal Caddesi’nden ibaret olmadığını, asıl hikâyenin o parıltılı ışıkların birkaç metre gerisindeki karanlıkta başladığını gösterdiği için izlenmelidir. Toplumsal yozlaşmayı, güven duygusunun yitişini ve büyük şehirde bir "yabancı" olmanın zorluklarını en iyi anlatan eserlerden biridir. Tarık Akan’ın kariyerindeki en etkileyici performanslardan birine tanıklık etmek ve sinematografik bir başarı hikâyesi görmek için bu film mutlaka izlenmeli.
Kentsel Yozlaşma: Büyük şehrin insanı öğüten yapısı ve ahlaki değerlerin aşınması.
Yabancılaşma: Bireyin kendi toplumuna ve şehrine karşı duyduğu korku ve güvensizlik.
Para ve İktidar: Maddiyatın insan ilişkileri üzerindeki yıkıcı ve değiştirici gücü.
Bu filmin sunduğu tekinsiz şehir atmosferini ve toplumsal eleştiri dozunu sevdiyseniz, Şerif Gören veya Zeki Ökten imzalı diğer klasik yerli filmler ilginizi çekebilir. Benzer şekilde İstanbul’un karanlık yüzünü işleyen suç draması türündeki yapımlar veya bir karakterin tek bir gecede yaşadığı olaylara odaklanan gerilim filmleri bu yapımla benzer bir tat verecektir.
Filmin çekimleri bizzat Beyoğlu’nun en tekinsiz sokaklarında ve gerçek mekanlarda yapılmıştır. Bu durum, filme eşsiz bir belgesel gerçekliği katarken çekim ekibi için de oldukça zorlayıcı olmuştur. Ayrıca film, yayınlandığı dönemde Beyoğlu’nun imajına dair büyük tartışmalar başlatmış ve bölgenin gerçek yüzünü sakınmadan gösterdiği için cesur bir yapım olarak kabul edilmiştir.
Evet, film Beyoğlu’nun arka sokaklarında, gerçek pavyonlarda ve hanlarda çekilerek o dönemin atmosferi en doğal haliyle kaydedilmiştir.
Karakter, saflığı ve şehri tanımayışıyla hem izleyicinin acımasına hem de sokaktaki kötü niyetli insanların iştahını kabartmasına neden olan trajik bir figürdür.
Yapım, 1980’lerin ikinci yarısında Türkiye’nin yaşadığı ekonomik değişimlerin ve şehir hayatındaki kontrolsüz büyümenin getirdiği sosyal bunalımı yansıtmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...