
Gazeteci Metin, antik bir kasabanın (ve aslında koca bir tarihin) üzerine yapılacak baraj projesine karşı tek başına bir savaş başlatır. Onun için bu sadece bir çevre mücadelesi değil, çocukluğunun, kimliğinin ve atalarının mirasının korunması kavgasıdır. Ancak bu onurlu direniş, kasaba halkının bir kısmıyla ve projeden çıkar sağlayan güç odaklarıyla karşı karşıya gelmesine neden olur.
Metin bu zorlu süreçle uğraşırken, kasabanın hüzünlü atmosferinde Roz ile yolları kesişir. "Sonbahar" sadece mevsimi değil, yok olmaya yüz tutmuş bir kültürün ve dağılan hayatların ruh halini temsil eder. Film, baraj sularının yavaş yavaş yükseldiği bir dekorda; bir toplumun çöküşünü, bireylerin bu değişim karşısındaki farklı tutumlarını ve tüm bu kaosun içinde saklı kalan "büyülü" anları iç içe geçmiş hikâyelerle anlatır.
Yönetmen Handan Öztürk, karakterlerin yerel dokusunu ve entelektüel sancılarını yansıtabilecek bir kadro seçmiştir:
Serkan Altunorak (Metin): İdealist, inatçı ve yalnız gazeteci rolünde, karakterin omuzlarındaki tarihsel yükü çok iyi yansıtıyor.
Özge Samancı (Roz): Filmin mistik ve hüzünlü tarafını temsil eden Roz karakterine can veriyor.
Zerrin Sümer: Usta oyuncu, kasabanın kadim hafızasını ve bilgeliğini temsil eden yanıyla hikâyeyi zenginleştiriyor.
Teoman Kumbaracıbaşı: Metin’in mücadelesindeki engelleri ve kasabanın iç dinamiklerini temsil eden etkileyici bir performans sunuyor.
Handan Öztürk’ün yönettiği film, Türk sinemasında "ekolojik yıkım" ve "kültürel bellek" temalarını merkezine alan nadir yapımlardan biridir. 1 saat 37 dakikalık süresi boyunca film, didaktik bir çevreci film olmaktan ziyade, şiirsel bir dille "kaybetmeyi" anlatır. Sinematografik açıdan antik kasabanın taş sokakları, nehrin kıvrımları ve gün batımı sahneleri, izleyiciye görsel bir şölen sunarken, yaklaşan felaketin (suların) yarattığı gerilimi de alttan alta hissettirir.
Toplumsal duyarlılığı yüksek filmleri, Hasankeyf ve benzeri kültürel mirasların korunmasına yönelik hikâyeleri ve Anadolu'nun o büyülü gerçekçilikle harmanlanmış atmosferini sevenler bu filmi izlemeli. Eğer Havar veya Sonbahar (Özcan Alper filmi) gibi hüzünlü ve düşündürücü yapımlardan etkilendiyseniz, bu film sizin için çok kıymetli bir platform filmi seçeneği olacaktır.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, sular altında kalacak olanın sadece taşlar ve binalar değil, insan ruhu ve hatıraları olduğunu görmektir. Metin’in kalemini kılıç gibi kullanarak verdiği mücadele, günümüz dünyasında "ilerleme" uğruna nelerin feda edildiğine dair sert bir eleştiri sunuyor. Filmin müzikleri ve masalsı anlatımı, izleyiciyi hem hüzünlendiriyor hem de tarihe karşı bir sorumluluk hissetmeye davet ediyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...