

Yılmaz

Tutku

Enes

Ahmet

Semih

Aslı
Doğuş

Suzan

İbrahim

Yaşar
Yılmaz, Cihangir’in dar sokaklarında ve entelektüel çevrelerinde hemen herkesin tanıdığı, sevdiği ve güvendiği bir mahalle torbacısıdır. Ancak Yılmaz’ın işi sadece "mal" tedarik etmek değildir; o, müşterilerinin dert ortağı, yalnızların dostu ve sosyal çevrenin vazgeçilmez bir parçasıdır. Herkesin sevgisini kazanmak onun için bir yaşam biçimi, bir varoluş sebebidir. Kendini bir suçlu olarak değil, mahallenin ihtiyaçlarını gideren bir "hizmetkar" olarak görmektedir.
İstanbul’da başlayan büyük bir uyuşturucu operasyonu sonucu piyasada mal tükenince, Yılmaz’ın o sarsılmaz görünen tahtı sarsılmaya başlar. Eskiden kapısını aşındıran, ona sevgi gösteren "dostları", Yılmaz elleri boş geldikçe ona sırt çevirmeye başlar. Bu yokluk süreci, Yılmaz için sadece bir ekonomik kriz değil, aynı zamanda derin bir kimlik krizine dönüşür. Gerçekten seviliyor mudur, yoksa sunduğu imkanlar kadar mı değerlidir? Yılmaz, kaybettiği sevgiyi geri kazanmak için riskli bir yolculuğuna çıkar.
Filmin başrolünde, Yılmaz karakterine hayat veren Halil Babür yer alıyor. Babür, karakterin içindeki naifliği, sevilme arzusunu ve uğradığı hayal kırıklığını o kadar doğal bir yerden yansıtıyor ki, izleyici suç işleyen bir adama karşı garip bir şefkat hissediyor. Bu performansıyla ödülleri toplayan oyuncu, filmin duygusal motoru görevini üstleniyor.
Kadronun geri kalanında yer alan isimler; Cihangir’in o kendine has, biraz kibirli ama bir o kadar da yalnız figürlerini başarıyla canlandırıyor. Oyuncu kadrosu, İstanbul’un belli bir kesiminin sosyal dinamiklerini ve yapay ilişkilerini yansıtmada oldukça isabetli tercihlerden oluşuyor.
Yönetmen Emre Erdoğdu, ikinci uzun metrajlı filminde izleyiciyi İstanbul’un arka sokaklarından alıp soylulaştırılmış mahallelerin salonlarına taşıyor. Siyah-beyaz sinematografi tercihi, hikayeye hem nostaljik bir hava katıyor hem de karakterin ruhundaki gri alanları belirginleştiriyor. Beni Sevenler Listesi, bir torbacı hikayesi gibi başlasa da aslında modern insanın "onaylanma" ve "sevilme" ihtiyacı üzerine çok sert bir sistem eleştirisi sunuyor. 40. İstanbul Film Festivali'nde Altın Lale "En İyi Film" ödülünü kazanan yapım, yenilikçi diliyle dikkat çekiyor.
İstanbul’un sosyal yapısına dair keskin gözlemler içeren hikayeleri sevenler ve karakter odaklı bağımsız sinema örneklerine ilgi duyanlar için bu film biçilmiş kaftan. Eğer büyük aksiyon sahneleri yerine, insan psikolojisinin derinliklerine inen ve toplumun iki yüzlülüğünü kara mizahla harmanlayan yapımları beğeniyorsanız, bu Türk yapımı dram sizi fazlasıyla tatmin edecektir. Sevilme arzusunun insanı nasıl bir köleye dönüştürebileceğini merak eden her sinefil izlemeli.
Film, izleyiciyi çok temel bir soruyla baş başa bırakıyor: "İnsanlar bizi biz olduğumuz için mi, yoksa işlerine yaradığımız için mi sever?" Yılmaz’ın trajikomik hikayesi, günümüzün sosyal medya çağındaki "beğenilme" takıntısına da dolaylı bir ayna tutuyor. Siyah-beyaz estetiği ve Halil Babür’ün büyüleyici performansı için bile izlenmeye değer, özgün bir sanat eseri.
Sevilme Arzusu: Bireyin hayatta kalmak ve var olmak için başkalarının onayına duyduğu muhtaçlık.
Sınıf ve Sosyal Statü: Bir torbacı ile müşterileri arasındaki görünmez ama keskin hiyerarşi.
Yalnızlık: Kalabalık arkadaş listelerinin ve çevrenin ortasında yaşanan derin yalıtılmışlık.
İki Yüzlülük: Çıkar ilişkilerinin sevgi maskesi altında nasıl yürütüldüğü.
Kelebekler: Benzer bir absürtlük ve yer yer hüzünlü bir atmosfer barındıran modern bir Türk dram-komedisi.
Sarmaşık: Karakterlerin kapalı bir sistem (veya mahalle) içindeki psikolojik çöküşlerini ve güç dengelerini anlatması bakımından benzerlik taşır.
Pusher: Bir torbacının içine düştüğü sıkışmışlığı anlatsa da, Beni Sevenler Listesi bu konuyu daha felsefi ve melankolik bir yerden ele alır.
Film, 40. İstanbul Film Festivali'nde "En İyi Film" ve "En İyi Erkek Oyuncu" ödüllerini kazanarak büyük başarı kazanmıştır.
Yönetmen Emre Erdoğdu, senaryoyu oluştururken Cihangir ve çevresindeki sosyal gözlemlerinden ilham almıştır.
Filmin siyah-beyaz olması, hem bütçe kısıtlarını yaratıcı bir avantaja çevirmek hem de hikayenin zamansızlığını vurgulamak amacıyla tercih edilmiştir.
Karakter tamamen kurgusal olsa da, İstanbul’un belli mahallelerinde yaşayan ve "herkesin tanıdığı o torbacı" prototipinden yola çıkılarak yaratılmıştır.
Kesinlikle hayır; uyuşturucu burada sadece sosyal bağları ve çıkar ilişkilerini tetikleyen bir araçtır; film asıl olarak insan ilişkilerinin sahteliğine odaklanır.
Filmde bolca kara mizah öğesi bulunsa da, özünde hüzünlü bir adamın hayal kırıklıklarını anlatan derin bir dramdır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...