
Tarih, Dram, Savaş

Lieutenant Liraz 'Erez' Librati, bunker commander

Brigadier-General Kimchi, division commander

Lieutenant Ziv Faran, bomb disposal officer

Idan Koris, emergency medical technician
-
-

-
-
-

-
Yıl 2000. İsrail ordusunun Güney Lübnan'ı işgali sona ermek üzeredir. Bin yılı aşkın süredir orada duran kadim Beaufort Kalesi, İsrail birlikleri için stratejik bir üs haline gelmiştir. Ancak bölgeden çekilme kararı alınmıştır ve kaledeki son asker grubunun tek bir görevi kalmıştır: Kaleyi havaya uçurmak ve sağ salim oradan ayrılmak.
Genç ve disiplinli komutan Liraz, emrindeki askerlerle birlikte Hizbullah'ın bitmek bilmeyen havan saldırıları altında kalede hapsolmuş durumdadır. Düşman görünmezdir; sadece gökten düşen bombalar ve verilen kayıplar gerçektir. Film, askerlerin kaleyi terk etmeden önceki son günlerini; korkuyu, klostrofobiyi ve "neden buradayız?" sorusunun yarattığı o ağır boşluğu anlatır. Beaufort, savaşın fiziksel şiddetinden çok, askerlerin zihnindeki o yıkıcı bekleyişe odaklanan sarsıcı bir dramdır.
Oshri Cohen, bir yandan otoritesini korumaya çalışırken bir yandan da vicdanıyla hesaplaşan genç komutan Liraz rolünde harika bir performans sergiliyor. Ona, korkularını ve hayallerini saklamaya çalışan bir grup genç askeri canlandıran Itay Tiran, Eli Eltonyo ve Itay Turgeman eşlik ediyor.
Yönetmen Joseph Cedar, askerlerin kaledeki o dar ve karanlık koridorlardaki sıkışmışlık hissini izleyiciye geçirmek için minimalist bir oyunculuk ve atmosferik bir anlatım tercih etmiştir. Karakterlerin arasındaki gerilim ve her an öleceklerini bilmenin verdiği o tuhaf sükunet, oyuncular tarafından büyük bir başarıyla yansıtılıyor.
Beaufort, 2008 yılında En İyi Yabancı Dilde Film dalında Oscar adaylığı kazanmış ve Berlin Film Festivali'nde Gümüş Ayı (En İyi Yönetmen) ödülünü almıştır. Film, klasik bir savaş filminden beklenen büyük çarpışma sahneleri yerine, puslu bir atmosfer ve psikolojik derinlik sunar. Kaledeki dar beton koridorlar, askerin ruhundaki hapishaneyi simgeler. İsrail sinemasının savaşa en dürüst ve eleştirel baktığı başarılı yapımları arasında yer alan bu film, görselliğiyle bir "bekleyişin şiiri" gibidir.
Savaşın askerler üzerindeki psikolojik etkilerini merak edenler, aksiyon yerine karakter derinliği arayanlar ve Orta Doğu sinemasının o hüzünlü dokusunu seven her sinemasever bu filmi izlemeli. Eğer Jarhead (Kavanoz Kafa) veya The Thin Red Line (İnce Kırmızı Hat) gibi yapımların o felsefi yönünden hoşlanıyorsanız, Beaufort size çok daha dar bir alanda, çok daha yoğun bir duygu dünyası sunacaktır.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, savaşın anlamsızlığını "çekilme" süreci üzerinden anlatmasıdır. Kazanılacak bir zafer yokken, sadece hayatta kalmaya çalışmanın ve boşaltılacak bir kale için ölmenin trajedisi filmi benzersiz kılıyor. Ayrıca, Beaufort Kalesi’nin o heybetli ve tekinsiz yapısının sinematografik olarak kullanımı, izleyiciyi adeta o beton sığınakların içine hapsediyor.
Bekleyiş ve Korku: Görünmeyen bir düşmandan gelen saldırılara karşı çaresizlik.
Anlamsızlık: Çekilme kararının ardından verilen her kaybın yarattığı boşluk hissi.
Liderlik ve Sorumluluk: Genç bir komutanın, arkadaşlarının hayatı ve askeri disiplin arasındaki sıkışmışlığı.
Klostrofobi: Hem fiziksel (kale koridorları) hem de ruhsal bir hapsolma durumu.
Bu filmin sunduğu o gergin ve gerçekçi asker psikolojisini sevdiyseniz, bir animasyon olmasına rağmen sarsıcı bir Lübnan Savaşı hikâyesi olan Waltz with Bashir (Beşir’le Vals) veya Samuel Maoz imzalı Lebanon (Lübnan) ilginizi çekebilir. Benzer bir kuşatma ve bekleyiş teması için The Hurt Locker da keyifli seyirler sunacaktır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...