
Çınar, hayatının baharında geçirdiği şiddetli bir trafik kazasıyla sarsılır. Bu kaza sadece ailesini ondan koparmakla kalmaz, aynı zamanda beyninde kalıcı bir hasar bırakır. Nadir görülen bir demans türüne yakalanan Çınar için artık her sabah, bambaşka bir dünyaya uyanmak demektir. Bilinçaltı, okuduğu bir kitaptan veya izlediği bir filmden etkilenerek ona her gün yeni bir kimlik dayatır. Bir gün kendini kutsal görevlerini yerine getiren bir imam, ertesi gün ise alevlerin içine dalmaya hazır bir itfaiyeci sanır. Amcasıyla birlikte sürdürdüğü bu parçalanmış hayat, Çınar’ın kontrolünden tamamen çıkmıştır.
Hayallerindeki oyunculuk kariyerine bir türlü ulaşamayan ve geçimini sağlamak için hemşirelik yapan Öykü, Çınar’ın bu gelgitli dünyasına "yardımcı" olarak katılır. Öykü için bu iş başlangıçta sadece profesyonel bir zorunluluktur; ancak Çınar’ın her gün değişen karakterlerine ayak uydurmak, ona aslında hiç sahneye çıkamadığı oyunculuk yeteneklerini sergileme fırsatı sunar. Bir hastanın zihnindeki boşlukları doldurmaya çalışan Öykü ile gerçekliğini yitirmiş Çınar arasında, kelimelerin ve anıların ötesinde kalpten gelen bir bağ filizlenmeye başlar.
Filmin başrolünde, her gün farklı bir karaktere bürünen Çınar rolüyle Cem Belevi yer alıyor. Belevi, bir gün komik bir gün ise dramatik olan bu geçişleri büyük bir titizlikle canlandırırken, karakterin içindeki derin hüznü izleyiciye geçirmeyi başarıyor. Hemşire Öykü karakterine hayat veren Hande Arısoy, sabırlı, şefkatli ve hayallerinin peşinde koşan bir kadının Çınar ile olan duygusal yolculuğunu samimiyetle yansıtıyor.
Kadronun zenginleştiği diğer noktalarda ise tecrübeli isimler dikkat çekiyor. Cemal Hünal ve Serkan Kuru gibi rüştünü ispatlamış oyuncuların yanı sıra, Kahraman Sivri, Eren Pekgöz ve Gülnihal Demir de hikâyenin mizahi ve duygusal tonlarını dengeleyen performanslar sunuyorlar. Özellikle Gülnihal Demir’in doğal oyunculuğu, yapıma sıcak bir mahalle havası katıyor.
Fuat Yılmaz’ın hem senaryosunu yazdığı hem de yönetmenliğini üstlendiği yapım, dram ve komedi unsurlarını ustaca harmanlıyor. Film, demans gibi ağır bir konuyu ajitasyona kaçmadan, hatta yer yer gülümseten sekanslarla ele alıyor. Çınar’ın her gün farklı bir meslek grubuna aitmiş gibi davranması, yapıma bir "sketçler bütünü" enerjisi katarken, arka plandaki yas ve aidiyet arayışı derinliğini koruyor. Görüntü yönetimi, Çınar’ın zihnindeki karmaşayı yansıtan parlak ve bazen flu tonlarla hikâyeyi görsel olarak destekliyor.
Aşkın iyileştirici gücüne inanan ve duygusal filmler izlemekten keyif alan herkes için bu film uygun bir tercih olacaktır. Eğer "50 İlk Öpücük" gibi hafıza ve aşk ekseninde dönen hikâyeleri seviyorsanız, Bana Beni Anlat’ın yerel dokusu sizi etkileyecektir. Hem güldüren hem de hüzünlendiren bir yerli dram arayan sinemaseverler, bu naif öyküyü listelerine eklemeli.
Film, izleyicisine "Bizi biz yapan şey anılarımız mı, yoksa hissettiklerimiz mi?" sorusunu sorduruyor. Çınar’ın her gün değişen maskelerinin altında aslında değişmeyen tek şeyin Öykü’ye duyduğu güven olması, filmin kalbini oluşturuyor. Ayrıca oyunculuk hayali kuran bir hemşire ile her gün başka bir rolde yaşayan bir hastanın trajikomik kesişmesi, senaryoyu benzerlerinden ayıran en yaratıcı yönlerden biri.
Kimlik Arayışı: Hafızanın kaybıyla birlikte kişinin kendi özünü bulma çabası.
Aşkın İyileştiriciliği: Bilimsel olarak imkansız görünen bağların, ruhsal iyileşmedeki rolü.
Empati ve Sabır: Bir başkasının dünyasına girmek için verilen fedakarlık dolu mücadele.
Kader ve Kaza: Hayatın beklenmedik bir anda nasıl tamamen değişebileceği gerçeği.
Bu filmin hissettirdiği duyguları sevdiyseniz, hafıza kaybı ve aşk temalı yerli yapımlardan Unutursam Fısılda veya baş karakterin farklı hallere büründüğü Kocan Kadar Konuş tarzındaki neşeli romantik komedi örneklerine göz atabilirsiniz. Ayrıca, Cem Belevi’nin romantik enerjisini sevenler için benzer tondaki diğer modern yerli aşk filmleri de iyi bir alternatif olabilir.
Yönetmen Fuat Yılmaz, demans hastalığının bu özel türünü senaryolaştırmadan önce tıbbi danışmanlardan fikir alarak hikâyeyi temellendirmiştir. Filmin çekimleri, karakterlerin içsel yolculuğuna uygun sakin ve huzurlu mekanlarda gerçekleştirilmiştir. Başrol oyuncusu Cem Belevi, film için hazırlanan özel müzik çalışmalarında da yer alarak yapımın duygusal atmosferine katkı sağlamıştır.
Film, tıbbi bir mucizeden ziyade, sevginin ve ilginin hastanın yaşam kalitesini ve duygusal dünyasını nasıl değiştirebileceğine odaklanıyor.
Öykü, Çınar’ın her gün büründüğü farklı karakterlere uyum sağlamak için oyunculuk yeteneğini kullanıyor, bu durum aralarındaki bağı güçlendiriyor.
Başlangıcı trajik bir kazaya dayansa da, Çınar’ın girdiği farklı roller ve Öykü ile yaşadığı tatlı atışmalar filme bolca kahkaha ve pozitif enerji katıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...