
Simon Hunt (Richard Gere), Bosna Savaşı sırasında her şeyi canlı yayında izleyen, ancak yaşadığı travmatik bir olay sonrası kariyeri tepe taklak olan gözden düşmüş bir televizyon habercisidir. Yıllar sonra eski kameramanı Duck (Terrence Howard) ve stajyer bir gençle (Jesse Eisenberg) bir araya gelerek Bosna’ya geri döner.
Simon’ın amacı, savaş sırasında binlerce kişinin katledilmesinden sorumlu olan ve "Tilki" lakabıyla tanınan en çok aranan savaş suçlusunu bulmaktır. CIA, BM ve yerel güçlerin bile yakalayamadığı (veya yakalamak istemediği) bu adamı bulup dünya özel haberini yapmak için yola çıkarlar. Ancak yerel halkın onları CIA ajanı sanması ve gerçek CIA ajanlarının peşlerine düşmesiyle, avcıyken av durumuna düştükleri tehlikeli bir kovalamaca başlar.
Film, karakter dengesi açısından oldukça güçlü bir üçlü üzerine kuruludur:
Richard Gere (Simon Hunt): Kariyerini kaybetmiş, hırslı ve biraz da çatlak bir savaş muhabiri rolünde, alışılmışın dışında enerjik bir performans sergiliyor.
Terrence Howard (Duck): Simon’ın sadık ve daha rasyonel düşünen arkadaşı; ekibin denge unsuru.
Jesse Eisenberg (Benjamin): Henüz kariyerinin başındaki bir stajyer olarak, içine düştüğü kaosu anlamaya çalışan "garanti" ve korkak genç tiplemesini başarıyla canlandırıyor.
Snezana Vidovic & Dylan Baker: Filmin atmosferine yerel ve bürokratik derinlik katan yan rollerde yer alıyorlar.
Politik Eleştiri: Film, uluslararası toplumun ve istihbarat servislerinin savaş suçlularını yakalamadaki isteksizliğini (veya iş birliklerini) çok sert ve ironik bir dille eleştirir.
Türlerin Karışımı: Ciddi bir savaş draması gibi başlasa da, zaman zaman kara komediye dönüşen tonuyla izleyiciyi şaşırtmayı başarır.
Gerçekçi Mekanlar: Bosna-Hersek ve Hırvatistan'daki çekimler, savaşın yaralarını sarmaya çalışan bir coğrafyanın dokusunu çok iyi yansıtır.
Haber Medyası Sorgulaması: Bir haberin bedelinin ne olduğu ve etik sınırların nerede bittiği üzerine düşündürür.
Adalet Arayışı: Devletlerin yapamadığını, vicdanlı ama "kaçık" birkaç bireyin yapıp yapamayacağı sorusu.
Savaşın Artçı Şokları: Savaş bitse bile travmaların ve suçluların gölgesinin toplumun üzerinde kalmaya devam etmesi.
Yabancılaşma: Batılı gazetecilerin, bir başkasının trajedisini "kariyer basamağı" olarak kullanma ikilemi.
Filmin sonunda yer alan "Sadece en saçma kısımlar gerçektir" ibaresi, aslında Balkanlar’da o dönemde yaşanan bürokratik saçmalıklara ve savaş suçlularının nasıl korunabildiğine dair ince bir göndermedir. Filmin müzikleri ve Bosna'nın puslu havası, bu kaotik yolculuğu tamamlayan en önemli unsurlardır.
Toplam 1 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...