Binbaşı Alan "Dutch" Schaefer ve emrindeki özel kuvvetler timi, Orta Amerika ormanlarında gerillalar tarafından rehin alınan bir grup diplomatı kurtarmak üzere görevlendirilir. Görev ilk bakışta standart bir askeri operasyon gibi görünse de, tim ormanın derinliklerine daldıkça kendilerini bekleyen asıl tehlikenin siyasi bir düşman değil, bu dünyadan olmayan bir varlık olduğunu fark ederler.
Görünmezlik teknolojisine ve termal görüş yeteneğine sahip olan bu gizemli avcı, askerleri tek tek avlamaya başlar. Orman, artık bir kurtarma operasyonunun alanı değil, gelişmiş silahlara sahip bir uzaylı ile hayatta kalma içgüdüsüyle savaşan insanlar arasındaki kanlı bir oyun sahasıdır. Dutch, modern silahların bu varlığa karşı yetersiz kaldığını anladığında, ilkel yöntemlere başvurarak avcı ile teke tek bir ölüm kalım mücadelesine girişir.
Arnold Schwarzenegger, kariyerinin en ikonik rollerinden biri olan Dutch karakterinde, fiziksel gücünün ötesinde zekâsıyla da hayatta kalmaya çalışan bir lideri muazzam bir karizmayla canlandırıyor. Onun devasa cüssesi ile uzaylı avcının karşısındaki çaresizliği arasındaki tezat, filmin gerilimini tırmandıran en büyük unsurlardan biri.
Carl Weathers, Dillon rolünde Dutch ile olan çatışmalı dostluğunu ve politik hırslarını başarıyla yansıtırken; Jesse Ventura, Bill Duke ve Sonny Landham gibi isimlerden oluşan tim, dönemin "maço" asker imajını kusursuz bir şekilde tamamlıyor. Her bir karakterin kendine has özellikleri ve silahları, uzaylı avcı tarafından avlanırken izleyicide yarattığı kayıp hissini derinleştiriyor. Ayrıca Kevin Peter Hall, kostümün içindeki devasa boyuyla Predator karakterine korkutucu bir fiziksel varlık kazandırıyor.
Yönetmen John McTiernan, filmi basit bir aksiyon filmleri örneği olmaktan çıkarıp, klostrofobik bir gerilim şaheserine dönüştürüyor. Ormanın uçsuz bucaksızlığına rağmen karakterlerin kapana kısılmış hissi vermesi, yönetmenlik dehasının bir ürünüdür. Alan Silvestri’nin askeri marşlar ile gerilim tınılarını birleştiren müziği ve Stan Winston imzalı Predator tasarımı, filmi unutulmaz kılan teknik detayların başında geliyor. Film, türler arası geçişi o kadar organik yapar ki; bir anda kendinizi bir savaş filminden saf bir bilim kurgu korkusuna geçmiş bulursunuz.
Bilim kurgu ile aksiyonun mükemmel birleşimini sevenler, yaratık odaklı gerilimlerden hoşlananlar ve 80’lerin o kendine has sert sinema dilini özleyenler için bu film bir zorunluluktur. Eğer bilim kurgu filmleri dendiğinde aklınıza sadece uzay gemileri değil, aynı zamanda hayatta kalma mücadelesi geliyorsa Predator sizi fazlasıyla tatmin edecektir. Ayrıca sinema tarihinde "yaratık tasarımı" nasıl yapılır merak eden görsel sanat meraklıları da mutlaka izlemeli.
Predator, "avcı mı yoksa av mı?" sorusunu en saf haliyle soran ve cevabını aksiyon dolu sahnelerle veren bir film. Sadece Arnold'un kaslarını değil, doğanın gücünü ve teknolojinin karşısındaki insan zekâsını da ön plana çıkarıyor. Görünmezlik efekti ve Predator’ın miğfersiz hali gibi görsel devrimler, çekildiği dönemin çok ötesinde bir işçilik sunuyor. Klasikleşmiş diyalogları ve hiç düşmeyen temposuyla, üzerinden yıllar geçse de eskimemeyi başaran nadir yapımlardan biridir.
Hayatta Kalma İçgüdüsü: Modern teknolojinin sustuğu yerde ilkel güdülerle ayakta kalma.
Av ve Avcı İlişkisi: Hiyerarşinin aniden değişmesi ve en tepedeki avcının ava dönüşmesi.
Askeri Sadakat ve İhanet: Görevin arkasındaki gizli ajandalar ve ekip arasındaki güven bağı.
Yabancı Korkusu: Bilinmeyen ve üstün bir güce karşı duyulan evrensel dehşet.
Bu türdeki "klostrofobik av" temasını sevdiyseniz, Ridley Scott’ın Yaratık (Alien) filmi bu janrın en güçlü akrabasıdır. Ayrıca bir diğer John McTiernan şaheseri olan Zor Ölüm (Die Hard), aksiyon kurgusu açısından benzer bir ustalık sunar. Daha modern bir yaklaşım için ise serinin köklerine dönen Prey (2022) mutlaka değerlendirilmelidir.
Predator’ın tasarımı için başlangıçta çok daha farklı ve hantal bir kostüm hazırlanmıştı, ancak Jean-Claude Van Damme’ın kostümü giyip hareket edememesi üzerine proje durduruldu ve efsanevi Stan Winston devreye girerek bugünkü bildiğimiz tasarımı yarattı. Filmin çekimleri Meksika ormanlarında gerçekleştirilmiş olup, aşırı sıcak ve zorlu arazi koşulları nedeniyle tüm ekip ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele etmiştir. Predator'ın meşhur "termal görüşü" ise o dönemde henüz dijital olarak yapılamadığı için özel video kameralar ve ısı sensörlü tekniklerle oluşturulmuştur.
Filmde Predator, insanları beslenmek için değil, spor amaçlı ve onurlu bir av peşinde olan galaktik bir avcı olarak tasvir edilmektedir.
Zaten formda olan Arnold, orman çekimleri için dayanıklılığını artırmak amacıyla ağır kardiyo antrenmanları yapmış ve gerçek bir komando gibi çamur banyolarına alışmak zorunda kalmıştır.
2.18 metre boyundaki Kevin Peter Hall, hem Predator karakterini canlandırmış hem de filmin sonunda helikopter pilotu olarak kısa bir rolde görünmüştür.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...