
Komedi

Niyazi

Zehra

Kazım

Davut

Halim Bey

Halil

Kazım'ın Adamı

Kenan

Zehra'nın Annesi

Sekreter
Atla Gel Şaban, İstanbul’un yoksul mahallelerinden birinde, kalabalık ailesini geçindirmeye çalışan dürüst ve saf bir memur olan Niyazi’nin trajikomik hikâyesini ele alıyor. Niyazi, her gün bindiği minibüste, çevresindeki gürültü ve kaosun içinde at yarışı bültenlerine bakarken hiç beklemediği bir yeteneğini keşfeder. Niyazi, at yarışlarının sonuçlarını %100 doğrulukla tahmin edebilmektedir; ancak bir şartla: Bu tahminleri sadece o kalabalık ve gürültülü minibüsün içindeyken yapabilmektedir.
Niyazi’nin bu mucizevi yeteneği kulaktan kulağa yayılınca, mahallenin yoksul sakinlerinden karanlık mafya babalarına kadar herkes onun peşine düşer. Bir yanda borç içindeki ailesini kurtarma çabası, diğer yanda kendisini kaçırıp üzerinden servet kazanmak isteyen kötü adamlar arasında kalan Niyazi için işler iyice karışır. Atla Gel Şaban, paranın insan ilişkilerini nasıl değiştirdiğini ve şans oyunlarının toplumdaki yerini, Kemal Sunal’ın eşsiz mizah anlayışıyla beyazperdeye taşıyor.
Filmin başrolünde, Türk sinemasının ölümsüz gülüşü Kemal Sunal yer alıyor. Sunal, canlandırdığı Niyazi karakteriyle, "küçük adamın" sistem içindeki çaresizliğini ve saflığını her zamanki ustalığıyla yansıtıyor. Özellikle minibüs sahnelerindeki o konsantre olmuş hali ve mafya karşısındaki şaşkın tavırları, sinema tarihimizin en unutulmaz performansları arasındadır.
Filmin kötü adamı ve mafya babası rolünde ise usta oyuncu Dinçer Çekmez, "O kadar!" repliğiyle hafızalara kazınan performansıyla devleşiyor. Çekmez ve Sunal arasındaki o meşhur diyaloglar, filmin mizah yükünü omuzluyor. Ayrıca Nevra Serezli’nin canlandırdığı Zehra karakteri, ailenin sağduyulu ve toparlayıcı gücü olarak hikâyeye samimiyet katıyor. Kadroda yer alan yan karakterlerin her biri, 80'li yılların mahalle kültürünü yansıtan birer renk paleti gibi.
Natuk Baytan’ın yönetmenliğini üstlendiği Atla Gel Şaban, absürt mizahın ve toplumsal eleştirinin harmanlandığı bir başyapıttır. Baytan, hızlı kurgusu ve kendine has mizansenleriyle filmin temposunu hiç düşürmez. Film, 1984 Türkiye’sinin ekonomik zorluklarını ve insanların kısa yoldan zengin olma hayallerini "at yarışı" teması üzerinden zekice hicveder. Niyazi’nin zengin olma yolundaki trajikomik engelleri, aslında dönemin orta sınıf vatandaşının yaşadığı sıkıntıların bir aynasıdır.
Kemal Sunal klasiklerini sevenler ve nostaljik filmler içinde kahkahası eksik olmayan bir yapım arayanlar için bu film bir zorunluluktur. Toplumsal yergi içeren ama bunu yaparken de izleyiciyi eğlendirmeyi başaran yerli film örneklerini özleyen herkes, Atla Gel Şaban'da çocukluğunun o sıcak atmosferini bulacaktır.
Bu film, sadece bir komedi değil, aynı zamanda şansın ve paranın insan doğasını nasıl değiştirebileceğine dair yazılmış bir hicivdir. "Minibüs gürültüsü olmadan tahmin yapamama" gibi absürt bir fikrin, ne kadar yaratıcı bir senaryoya dönüşebileceğini görmek için izlenmelidir. Ayrıca Kemal Sunal ve Dinçer Çekmez’in efsanevi atışmaları, Türk sinemasının en eğlenceli anlarını sunar.
Şans ve Kader: Bir insanın hayatının hiç beklemediği bir anda değişmesi.
Geçim Derdi: Yoksul bir ailenin ay sonunu getirme çabası ve toplumsal baskılar.
Mafya ve Yolsuzluk: Gücü elinde bulunduranların, masum insanların emeğini sömürme isteği.
Saflık ve Dürüstlük: Kötülüklerle dolu bir dünyada Niyazi’nin temiz kalma mücadelesi.
Eğer bu filmdeki at yarışı ve şans temalı komediyi sevdiyseniz, Kemal Sunal’ın yine toplumsal sorunları mizahla ele aldığı Yedi Bela Hüsnü veya Zübük filmlerini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca benzer bir mahalle sıcaklığı için Tokatçı filmi de listenizde yer almalıdır.
Filmin adı "Şaban" olsa da, Kemal Sunal’ın filmdeki karakterinin adı aslında Niyazi’dir. O dönemde Şaban karakteri çok popüler olduğu için pazarlama stratejisi olarak bu isim seçilmiştir.
At yarışı tahminlerinin yapıldığı minibüs sahneleri, Türk sinemasının en ikonik mekan kullanımlarından biri kabul edilir.
Filmdeki at yarışı terimleri ve ganyan bayi atmosferi, dönemin yarış kültürünü oldukça gerçekçi bir şekilde yansıtmaktadır.
Film, 1980'li yılların ruhunu yansıtan İstanbul’un Beşiktaş, Sarıyer ve Veliefendi Hipodromu gibi farklı semtlerinde çekilmiştir.
Hayır, filmdeki adı Niyazi’dir ancak film ismi, o dönemdeki Kemal Sunal filmlerinin genel markası haline gelen "Şaban" ismiyle sunulmuştur.
Film kurgusal bir senaryoya sahiptir ancak tahmin edilen atlar ve yarış heyecanı, o dönemin popüler tutkusu olan at yarışlarını temel alır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...