

Karim

Nicolas

Rachid

Farid

Léa

Louise de Blossière
Driss
La mère

L’écrivaine

-
Karim D., Paris entelektüel çevrelerinde el üstünde tutulan, göçmen kökenli ve oldukça başarılı genç bir yazardır. Yeni kitabının yayınlanmasıyla şöhretinin zirvesine ulaşmışken, geçmişin hayaletleri dijital dünyadan çıkıp gelir. Karim'in yıllar önce ergenlik döneminde "Arthur Rambo" takma adıyla attığı homofobik, antisemitik ve nefret dolu tweetler bir gecede internete sızar. Bir anda "yeni neslin sesi" olarak görülen adam, kamuoyunun nefret objesine dönüşür.
Film, Karim’in bu skandal patlak verdikten sonraki 48 saatine odaklanıyor. Karim, bu mesajların sadece provokatif bir mizah ve sistem eleştirisi olduğunu savunsa da, dijital ayak izlerinin gerçek hayattaki bedeli çok daha ağırdır. Laurent Cantet, izleyiciyi bir karakterin linç kültürünün ortasındaki çaresizliğine ortak ederken, aynı zamanda kimliğin akışkanlığını ve sanal dünya ile gerçeklik arasındaki uçurumu sorguluyor. Bu dram yüklü hikâye, modern çağın ifade özgürlüğü ve sorumluluk kavramlarını masaya yatırıyor.
Filmin yükünü omuzlayan Rabah Nait Oufella, Karim D. karakterinde büyüleyici bir performans sergiliyor. Oufella, karakterin kibirli entelektüel duruşundan, köşeye sıkışmış bir kurbanın çaresizliğine geçişini büyük bir ustalıkla yansıtıyor. Oyuncunun ifadesindeki değişimler, izleyiciye "Hangisi gerçek Karim?" sorusunu her an sorduruyor.
Yardımcı oyuncu kadrosunda yer alan Antoine Reinartz, yayıncı rolünde sistemin pragmatik yüzünü temsil ederken, Karim’in ailesini ve mahalle arkadaşlarını canlandıran oyuncular, hikâyeye sosyolojik bir derinlik katıyor. Karakterlerin Karim’e verdikleri tepkiler, sadece bireysel değil, toplumsal bir bölünmüşlüğün de yansıması niteliğinde.
Altın Palmiye ödüllü yönetmen Laurent Cantet, sinematografisinde her zaman olduğu gibi toplumsal meseleleri birey üzerinden deşmeye devam ediyor. Filmin temposu, bir sosyal medya krizinin hızıyla paralel şekilde oldukça dinamik ilerliyor. Yönetmen, karakterini ne tamamen masumlaştırıyor ne de tamamen şeytanlaştırıyor; bunun yerine izleyiciyi bir yargıç koltuğuna oturtuyor. Görsel dilde kullanılan ekran yansımaları ve dijital bildirim sesleri, klostrofobik bir çevreleme hissi yaratarak sanal dünyanın gerçeklik üzerindeki baskısını hissettiriyor.
Sosyal medyanın toplumsal dinamikleri nasıl değiştirdiğini merak edenler, linç kültürünü analiz etmek isteyenler ve modern yabancı film örneklerine ilgi duyanlar için bu yapım kaçırılmamalı. Eğer entelektüel tartışmaları merkezine alan, diyalog odaklı ve güncel meselelere parmak basan bir platform filmi arıyorsanız Arthur Rambo sizi oldukça etkileyecektir. Özellikle iletişim ve sosyoloji öğrencileri için bir vaka incelemesi niteliğinde.
Film, "İnternette her şey sonsuza kadar kalır" uyarısının ötesine geçip, gençlikte yapılan hataların olgunluk çağındaki bedelini sorguladığı için izlenmeli. Arthur Rambo ismi, sembolist şair Arthur Rimbaud ve aksiyon kahramanı Rambo arasındaki tezatlığı simgeleyerek, banliyö gençliğinin yaşadığı kimlik karmaşasına dair zekice bir metafor sunuyor. Gerçek hayatta yaşanmış benzer olaylardan (Mehdi Meklat davası) esinlenmesi, filmin gerçekçilik dozunu ve sarsıcılığını artırıyor.
Dijital Ayak İzi: Geçmişte sanal dünyada söylenenlerin geleceği nasıl karartabileceği.
Linç Kültürü: Sosyal medyanın bir kişiyi bir günde yaratıp ertesi gün nasıl yok edebildiği.
İkili Kimlik: Banliyöden gelen bir gencin elit çevrelerde var olma çabası ve bu süreçteki kişilik bölünmesi.
İfade Özgürlüğü vs. Nefret Söylemi: Mizah ile saldırganlık arasındaki o ince ve tehlikeli çizgi.
Bu filmin dijital dünya ve itibar suikastı temasını sevdiyseniz, bir iftiranın yarattığı yıkımı anlatan The Hunt (Onur Savaşı) veya sosyal medyanın karanlık yüzüne odaklanan Ingrid Goes West gibi yapımlara göz atabilirsiniz. Ayrıca yönetmenin bir diğer başyapıtı olan Sınıf (Entre les murs), eğitim ve toplum yapısını anlama açısından benzer bir üsluba sahiptir.
Film, Fransız yazar ve gazeteci Mehdi Meklat'ın 2017 yılında patlak veren gerçek tweet skandalından esinlenerek çekilmiştir.
Filmin ismi, Rimbaud gibi şiirsel bir ruhla Rambo gibi savaşçı bir öfkenin birleşimini temsil eder.
Toronto Uluslararası Film Festivali ve San Sebastian gibi prestijli festivallerde gösterilen yapım, Avrupa sinemasında büyük yankı uyandırmıştır.
Evet, film 2017'de Fransa'da büyük ses getiren Mehdi Meklat olayından doğrudan esinlenmiştir. Ancak karakterler ve bazı olaylar sinematografik anlatım için kurgulanmıştır.
Bu, ana karakterin Twitter'da kullandığı takma addır. Hem yüksek kültürü (Arthur Rimbaud) hem de popüler kültürü ve şiddeti (Rambo) birleştiren bir provokasyonu simgeler.
Tweetler ekranda metin olarak görünmektedir; film bu söylemlerin içeriğinden ziyade, yarattığı toplumsal yıkıma ve karakterin bu durumla yüzleşmesine odaklanmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...