Dram

Kerim

Zehra
Nazan

Burhan
Haluk
Ömer
Ayten
Cemile
Taner

Ali
Annemin Zamanı, Anadolu’nun köklü geleneklerinden süzülüp gelen, aidiyet ve hafıza üzerine kurulu etkileyici bir dram sunuyor. Yetmişli yaşlarını süren Zehra Ana, ömrünü adadığı köyünden, çocuklarının şehir hayatına geçiş yapmasıyla kopmak zorunda kalır. Toprağından ayrılmak, onun için sadece mekan değiştirmek değil, aynı zamanda kimliğinin bir parçasını geride bırakmaktır.
Şehirde büyük oğlu Kerim’in yanına yerleşen Zehra Ana için beton ormanındaki yaşam bir türlü tanıdık gelmez. Bu uyum süreci devam ederken ortaya çıkan Alzheimer teşhisi, ailenin dinamiklerini altüst eder. Film, bir kadının zihnindeki ışıklar yavaş yavaş sönerken, geçmişe tutunma çabasını ve evlatlık görevini her şeyin önüne koyan bir oğlun vicdan muhasebesini odağına alıyor.
Filmin başrolünde Kerim karakterine hayat veren Uğur Çavuşoğlu, annesine duyduğu derin sevgiyi ve bakım sürecindeki tükenmişliği son derece yalın ama sarsıcı bir performansla sergiliyor. Oyuncunun jest ve mimikleri, bir evladın çaresizliğini izleyiciye doğrudan geçiriyor.
Zehra Ana rolünde izlediğimiz Gonca Yakut (yaşlandırma makyajı ve karakter analiziyle), Alzheimer’ın getirdiği o boşlukta kaybolma halini ve çocuksu masumiyeti başarıyla yansıtıyor. Kadroda yer alan Serkan Ekşioğlu ve diğer yardımcı oyuncular, beş kardeş arasındaki kopukluğu ve modern şehir hayatının aile bağları üzerindeki yıpratıcı etkisini editoryal bir tutarlılıkla tamamlıyor.
Yönetmen Hüsnü Hakan Gürtop, hikayeyi ajitasyona kaçmadan, son derece naif ve gerçekçi bir dille ele alıyor. Filmin temposu, bir Alzheimer hastasının zaman algısı gibi bazen duruluyor, bazen ise kafa karıştırıcı bir hızla ilerliyor. Görüntü yönetimi, köyün sıcak renkleri ile şehrin soğuk ve gri tonları arasındaki zıtlığı kullanarak Zehra Ana’nın iç dünyasındaki yabancılaşmayı güçlendiriyor.
Aile bağlarının kutsallığını önemseyen ve toplumsal hafıza üzerine düşünmek isteyenler bu yapımı mutlaka listesine eklemeli. Özellikle Türk dram filmleri kategorisinde samimi ve yerli bir hikaye arayan izleyiciler için oldukça doyurucu bir tercih olacaktır. Anne ve çocuk ilişkisi üzerine odaklanan duygusal hikayeleri sevenler, filmde kendilerinden çok fazla parça bulabilirler.
Film, sadece bir hastalık öyküsü anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda modernleşen toplumda yaşlılara verilen değeri ve "evlatlık" kavramını sorgulatıyor. Sahiciliği ve sunduğu saf sevgi portresiyle, izleyicinin boğazında düğümlenen bir tat bırakıyor.
Hafıza ve Kayıp: Alzheimer hastalığının bir insanın geçmişiyle bağını nasıl kopardığı işleniyor.
Vefa ve Fedakarlık: Beş kardeş içinden sadece birinin annesini her şeye rağmen sahiplenmesi.
Köy-Şehir Çatışması: Geleneksel yaşamın, modern şehir kaosu içinde eriyip gitmesi.
Eğer bu filmin yarattığı duygusal atmosferi sevdiyseniz, yaşlılık ve aile ilişkilerini ele alan Babam ve Oğlum gibi klasiklere veya benzer bir hastalık temasını işleyen Canım Kardeşim ruhuna sahip yerli dram yapımlarına göz atabilirsiniz.
Filmin çekimleri, hikayenin ruhuna uygun olarak Ankara'nın doğal dokusunda ve iç mekanlarında gerçekleştirildi. Senaryo yazım sürecinde Alzheimer hastası yakınları olan kişilerle görüşülerek, hastalığın evreleri ve bakım verenlerin yaşadığı psikolojik süreçler gerçeğe en yakın haliyle kurgulandı.
Film, doğrudan tek bir kişinin biyografisi olmasa da, Türkiye'deki pek çok ailenin benzer şekilde deneyimlediği yaşlılık ve bakım süreçlerinden ilham alan son derece gerçekçi bir kurguya sahiptir.
Senaryo, modern dünyada bireyselleşen kardeşler arasındaki kopukluğu vurgulamak ve "vefa" kavramının herkes tarafından aynı şekilde taşınmadığını göstermek amacıyla Kerim karakterini merkeze alır.
Film, Türkiye'deki izleyicisiyle 29 Nisan 2022 tarihinde sinema salonlarında buluşmuştur.
Toplam 1 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...