
Dram

Wei Bu

Huang Ling

Yu Cheng

Wang Jin
Li Kai
Yu Shuai
Wang Jin's Daughter
Wang Jin's Son-in-Law
Wang Jin's Granddaughter

Yu Cheng's Friend
Çin’in gri ve endüstriyel bir kasabasında geçen hikâye, hayatları birbirine teğet geçen dört karakterin tek bir gününe odaklanır. Okulda bir kabadayının kazara yaralanmasına sebep olan genç Wei Bu, huzurevine gönderilmek istenen yaşlı Wang, öğretmeniyle girdiği yasak ilişki ifşa olan lise öğrencisi Huang ve bir arkadaşının intiharına tanıklık eden küçük suçlu Cheng. Her biri, kendi trajedilerinin ve toplumsal çürümenin kıskacında boğulmaktadır.
Karakterlerin ortak kaçış noktası ise, Manzhouli şehrindeki bir hayvanat bahçesinde hiçbir şeye tepki vermeden öylece oturan efsanevi bir fildir. Bu fil, dünyanın tüm acılarına ve karmaşasına karşı sergilenen o stoacı duruşun, karakterler için tek anlamlı sembolü haline gelir. Film, karakterlerin bu file ulaşmak için çıktıkları yolculuğu anlatırken; yoksulluk, aile içi şiddet ve kuşaklar arası çatışmanın yarattığı o boğucu atmosferi saniye saniye izleyiciye hissettirir.
Filmin başrolünde yer alan Zhang Yu, canlandırdığı Cheng karakteriyle suç ve vicdan azabı arasındaki o ince çizgide yürürken; Wei Bu rolündeki Peng Yuchun, gençliğin verdiği saflık ile dünyanın acımasızlığı arasındaki çarpışmayı muazzam bir durgunlukla yansıtır. Karakterlerin her biri, sanki o gri kasabanın tozundan ve dumanından yoğrulmuş gibi son derece sahici ve yaşayan figürler olarak karşımıza çıkar.
Oyuncu kadrosu, yönetmenin minimalist ve uzun planlı tarzına uyum sağlayarak, abartıdan uzak ama duygusal olarak son derece yoğun performanslar sergiler. Özellikle yaşlı Wang rolündeki aktörün sergilediği o sessiz hüzün, filmin editoryal gücünü besleyen en damar noktalardan biridir. Bu bir toplu performans başarısıdır; kimse rol çalamaz, herkes o büyük ve karanlık resmin bir parçası olarak devleşir.
Genç yönetmen Hu Bo’nun ilk ve ne yazık ki son filmi olan bu yapım, dünya sinema tarihinde eşine az rastlanır bir veda mektubu niteliğindedir. 234 dakikalık süresine rağmen, her bir karesiyle izleyiciyi hipnotize eden film, "yavaş sinema" (slow cinema) akımının zirve noktalarından biri kabul edilir. Görsel dil, pastel ve gri tonların hakimiyetinde, karakterlerin ensesinde dolaşan takip sahneleriyle klostrofobik bir derinlik yaratır.
Yönetmenlik dili, izleyiciye bir hikâye anlatmaktan ziyade bir ruh halini yaşatmayı hedefler. An Elephant Sitting Still, sadece bir film değil, hayatın katılığına dair yazılmış felsefi bir denemedir. Hu Bo, kurguyu kısaltmayı reddederek filmin o hantal, ağır ve kaçınılmaz trajedisini korumuş ve bu sayede sinemanın zaman üzerindeki gücünü en saf haliyle göstermiştir.
Varoluşçu dramaları sevenler, toplumsal gerçekçi sinemanın takipçileri ve Bela Tarr veya Andre Tarkovski gibi ustaların tarzına aşina olan sinefiller bu filmi mutlak izleme listesine almalı. Eğer MUBI seçkilerindeki derinlikli yapımlardan keyif alıyor ve dört saatlik bir sinema meditasyonuna hazırsanız, bu film size unutulmaz bir deneyim sunacaktır. Sabırlı ve hayatın karanlık yüzüyle yüzleşmeye cesareti olan izleyiciler için bir başyapıttır.
Bu film, bir sanatçının ruhunu en çıplak haliyle beyazperdeye yansıtışının nadir bir örneğidir. Sinematografisindeki o gri estetik ve karakterlerin içsel boşluğu, modern insanın yalnızlığını daha önce hiç olmadığı kadar dürüst bir dille anlatır. Sadece bir kez izlenebilecek ama etkisi ömür boyu sürecek kadar ağır ve kıymetli bir eser olduğu için izlenmesi gereken filmler arasında tartışmasız bir yere sahiptir.
Nihilizm ve Anlam Arayışı: Hayatın anlamsızlığı içinde tutunacak küçük bir sembol (fil) arayışı.
Toplumsal Çürüme: Modern Çin kasabalarındaki ekonomik ve ahlaki çöküşün bireyler üzerindeki etkisi.
Kuşak Çatışması: Gençlerin umutsuzluğu ile yaşlıların terk edilmişliği arasındaki bağ.
Kaçış Arzusu: Mevcut realiteden uzaklaşma isteği ve yolculuğun kendisinin bir sonuca varamaması.
Bu filmin sunduğu o yoğun melankoliyi ve geniş zaman algısını sevdiyseniz, Bela Tarr’ın Satantango’sunu veya Jia Zhangke’nin toplumsal dönüşüm dramlarını izleyebilirsiniz. Ayrıca, karakterlerin içsel yolculuğuna odaklanan Lee Chang-dong imzalı Burning (Şüphe) de benzer bir atmosferik gerilim sunacaktır.
Yönetmen Hu Bo, filmin kurgusu bittikten kısa bir süre sonra, henüz 29 yaşındayken hayatına son vermiştir.
Film, 2018 Berlin Film Festivali’nde FIPRESCI (Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Federasyonu) ödülünü kazanmıştır.
Hu Bo, bu hikâyeyi önce bir kısa roman olarak yazmış, ardından sinemaya uyarlamıştır.
Yapımcıların filmi kısaltma baskısına karşı çıkan yönetmen, filmin bu 4 saatlik haliyle yayınlanması için büyük bir sanatsal mücadele vermiştir.
Yönetmen Hu Bo, hikâyenin ağırlığını ve karakterlerin yaşadığı o geçmek bilmeyen zaman hissini ancak bu süreyle anlatabileceğine inanmıştır. Her sahne, karakterlerin çaresizliğini iliklerimize kadar hissetmemiz için tasarlanmıştır.
Filmdeki "oturan fil" Manzhouli şehrinde olduğu söylenen bir efsanedir. Karakterler için dünyanın acısına tepkisiz kalabilen tek varlığı, yani ulaşılamaz bir huzur veya kabulleniş halini temsil eder.
Film oldukça karanlık ve hüzünlü bir atmosfere sahip olsa da, karakterlerin bir araya gelme çabası ve yolculuğun kendisi, sinemasal anlamda çok güçlü bir katarsis ve estetik bir tatmin sunar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...