
Dram
Ali, hayatının en verimli çağında sarsıcı bir sağlık haberiyle sarsılan genç bir adamın hikayesine odaklanıyor. Ali, mide kanseri teşhisi konulmasıyla birlikte sadece fiziksel bir acıyla değil, aynı zamanda geleceğe dair kurduğu tüm hayallerin yıkılışıyla da yüzleşmek zorunda kalır. Hastalığın ilerlemesi, Ali’nin yaşam enerjisini yavaş yavaş tüketirken, bu zorlu süreç sadece onun değil, en yakını olan babasının hayatını da kökten değiştirir.
Filmin merkezinde, bir evladın çektiği acı karşısında çaresiz kalan ama umudunu asla yitirmeyen bir babanın metaneti yer alıyor. Ali ve babası, hastane koridorlarında, zorlu tedavi süreçlerinde ve evlerindeki sessiz bekleyişlerde birbirlerine tutunarak hayata karşı direniyorlar. Hikaye, hastalığın sadece tıbbi boyutunu değil, bir ailenin psikolojik yıkımını ve bu yıkım içinde yeniden yeşertmeye çalıştıkları sevgi bağını izleyiciye tüm çıplaklığıyla hissettiriyor.
Filmin başrolünde Ali karakterine hayat veren Gürbey İleri, fiziksel ve ruhsal bir çöküş yaşayan gencin dramını oldukça dokunaklı bir performansla sergiliyor. İleri, hastalığın evrelerini ve karakterin iç dünyasındaki gelgitleri izleyiciye geçirmeyi başarırken, performansı filmin duygusal yükünü başarıyla taşıyor. Babası rolündeki Hakan Meriçliler ise, alışılmışın dışındaki dramatik oyunculuğuyla, oğlunun gözleri önünde eriyişine tanıklık eden bir babanın sessiz çığlığını yansıtıyor.
Kadronun bir diğer güçlü ismi Semra Dinçer, anne figürüyle hikayeye derinlik ve şefkat katıyor. Oyuncuların arasındaki uyum, filmin bir aile dramı olarak inandırıcılığını artırırken, yan karakterlerin hikayeye dahil oluş biçimi anlatımı zenginleştiriyor. Özellikle Meriçliler ve İleri arasındaki baba-oğul sahneleri, Türk sinemasındaki duygusal filmler kategorisinde akılda kalıcı anlar yaratıyor.
Ramazan Özer’in yönetmen koltuğunda oturduğu Ali, izleyiciyi ajitasyona boğmadan, yaşamın içinden çok sert ve gerçek bir konuyu ele alıyor. Filmin temposu, bir hastanın yaşam ritmiyle paralel olarak yavaş ve hüzünlü ilerliyor. Yönetmen, mekan kullanımlarında ve ışık tercihlerinde karakterlerin ruh halini yansıtan kasvetli ama bir o kadar da samimi bir dil tercih etmiş. Sinematografik açıdan temiz bir işçilik sunan yapım, izleyicinin empati kurmasını sağlayan samimi bir anlatım diline sahip.
Hayatın içinden, gerçekçi ve insan ruhuna dokunan dramlardan hoşlanan sinemaseverler bu filmi mutlaka listesine almalı. Özellikle baba-oğul ilişkisi üzerine kurulu hikayelere ilgi duyanlar ve aile bağlarının gücünü hissetmek isteyenler için bu yerli film oldukça anlamlı bir deneyim sunacaktır. Fedakarlık, sabır ve sevgi temalı yapımları seven izleyiciler, Ali’nin hikayesinde kendilerinden çokça parça bulabilirler.
Bu filmi izlemek için en önemli sebep, her an herkesin başına gelebilecek bir sağlık trajedisini, insani değerleri yücelterek anlatmasıdır. Modern dünyanın hızı içinde unuttuğumuz "birbirimize tutunma" ihtiyacını hatırlatan Ali, izleyiciye yaşamın kıymetini ve aile desteğinin her türlü ilaçtan daha güçlü olduğunu gösteriyor. Ayrıca Hakan Meriçliler ve Gürbey İleri’nin etkileyici performansları, bu dramı izlenmeye değer kılan unsurların başında geliyor.
Hastalık ve Direniş: Mide kanseri gibi zorlu bir süreçte hayata tutunma çabası.
Baba-Oğul Bağlılığı: Bir babanın evladı için gösterdiği sarsılmaz sadakat ve fedakarlık.
Zamanın Kıymeti: Ölüm gerçeğiyle yüzleşildiğinde hayatın her anının ne kadar değerli olduğunun fark edilmesi.
Kabulleniş ve Umut: En karanlık anlarda bile sevginin iyileştirici gücüne inanmak.
Eğer amansız bir hastalıkla mücadele eden karakterlerin hikayelerini seviyorsanız, Türk sinemasından Canım Kardeşim veya Annem gibi yapımlara göz atabilirsiniz. Uluslararası ölçekte ise baba-oğul dramını ve hastalık temasını işleyen Aytat (Baba) veya The Fault in Our Stars (Aynı Yıldızın Altında) gibi filmler, Ali ile benzer duygusal frekansta yer alan dram filmleri arasındadır.
Film, kanser hastalığına ve bu süreçteki psikolojik desteğin önemine dikkat çekmek amacıyla toplumsal bir farkındalık misyonu da taşımaktadır.
Çekimler sırasında Gürbey İleri, karakterin fiziksel değişimini yansıtabilmek adına özel bir hazırlık süreci geçirmiştir.
Yapım, vizyona girdiği dönemde özellikle duygusal derinliğiyle izleyicilerden ve eleştirmenlerden olumlu tepkiler almıştır.
Film, hayatın içinden yaşanması muhtemel ve gerçekçi bir kurguya sahip olsa da, doğrudan biyografik bir esere dayanmamaktadır; ancak binlerce ailenin benzer mücadelesini temsil eder.
Evet, film ağır bir dram yükü taşımaktadır; ancak bu üzüntü, umut ve sevgi temalarıyla dengelenerek izleyiciye sunulmuştur.
Ali filminin çekimleri, hikayenin atmosferine uygun olarak İstanbul’un farklı semtlerinde ve hastane ortamlarında gerçekleştirilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...