

Dylan Branson

Sarah Barton

Jonas Edman

Bill

Catherine Mills

Inky

Sandy

Benny

Serena

Howard Pace
Dylan Branson, New York JFK Havalimanı’nda çalışan, görsel zekası zehir gibi keskin bir hava trafik kontrolörüdür. Hayatı, gökyüzündeki karmaşık veri akışlarını ve desenleri çözmek üzerine kuruludur. Ancak bir gün, saat tam 2:22 olduğunda yaşanan geçici bir donma anı, iki uçağın havada çarpışmasına ramak kalmasına neden olur. Bu olaydan sonra Dylan’ın hayatı, her gün aynı saatte tekrarlanan ürkütücü bir ritmin hapsine girer.
Dylan, Grand Central Terminali’nde her gün aynı insanların, aynı seslerin ve aynı olayların belirli bir matematiksel düzenle tekrarlandığını fark eder. Bu kaosun ortasında tanıştığı Sarah ile aralarında çekimsel bir bağ oluşur; ancak Sarah’nın hayatı da bu gizemli döngünün bir parçasıdır. Dylan, geçmişte yaşanmış trajik bir olayın yansımalarını çözmek ve sevdiği kadını korumak için zamanın bu ölümcül geometrisini durdurmak zorundadır. Hikâye, izleyiciyi kader ve tesadüf arasındaki ince çizgide dolaştıran bir gerilim filmi atmosferi sunar.
Filmin başrolünde yer alan Michiel Huisman, Dylan karakterinin zihinsel karmaşasını ve takıntılı halini büyük bir başarıyla yansıtıyor. Oyuncunun karizmatik duruşu, karakterin matematiksel dehasıyla birleşince ekranda ikna edici bir profil çiziyor. Sarah rolündeki Teresa Palmer ise, Dylan’ın hayatına giren ışığı ve aynı zamanda bu gizemin kilit noktasını zarafetle canlandırıyor.
Sam Reid, Sarah’nın eski sevgilisi ve bir sanatçı olan Jonas karakterinde, hikâyeye gerekli gerilimi ve şüpheyi katan performansı sergiliyor. Oyuncular arasındaki kimya, filmin bilimkurgu soslu romantik yapısını ayakta tutan en temel direklerden biri olarak dikkat çekiyor.
Yönetmen Paul Currie, 2:22 (2017) ile görsel estetiği ön planda tutan bir işe imza atmış. Filmin kurgusu, saat mekanizması gibi tıkır tıkır işleyen sahnelerle örülü. Zamanın durma hissi ve tekrarlanan sahnelerdeki detaylar, izleyiciyi bir bulmaca çözer gibi ekran başına kilitliyor. Her ne kadar bir bilim kurgu filmi gibi başlasa da, aslında kaderin kaçınılmazlığına ve aşkın zamanı aşan gücüne dair editoryal bir anlatı sunuyor.
Zaman döngüsü temalı yapımları sevenler, gizemli ve sürükleyici bir bulmacanın parçalarını birleştirmekten keyif alanlar için bu film ideal. Eğer "Kaderimiz önceden mi yazıldı?" sorusu üzerine kafa yoran, görsel olarak şık ve akıcı bir gerilim filmi arıyorsanız, bu yapım beklentilerinizi karşılayacaktır.
Film, benzerlerinden farklı olarak sadece bir "zaman döngüsü" hikâyesi anlatmıyor; aynı zamanda New York'un mimari ve kentsel ritmini bu döngünün bir parçası haline getiriyor. Görsel efektlerin abartısız ama etkili kullanımı ve hikâyenin finaldeki tatmin edici bağlanışı filmi izlenebilir kılıyor.
Zamanın Geometrisi: Hayatın tesadüflerden değil, belirli matematiksel desenlerden oluştuğu fikri.
Kader ve Özgür İrade: İnsanın önceden belirlenmiş bir trajediyi değiştirip değiştiremeyeceği.
Geçmişin Yankısı: Yıllar önce yaşanmış bir olayın günümüzdeki yansımaları.
Bu filmin yarattığı gizem duygusunu sevdiyseniz, Kader (Predestination) veya Kaynak (The Fountain) gibi yapımlara göz atabilirsiniz. Her iki film de zaman, aşk ve kader kavramlarını alışılagelmişin dışında bir kurguyla ele alıyor.
Filmin en ikonik sahnelerinin geçtiği Grand Central Terminali sahneleri, inanılmaz bir titizlikle koreografe edilmiştir. Her figüranın her gün aynı saniyede aynı hareketi yapması için sette yoğun bir çalışma yürütülmüştür. Ayrıca filmin müzikleri, sahnelerdeki ritmik ve gergin havayı desteklemek adına özel olarak bestelenmiştir.
Tam olarak bir teoriye dayanmasa da, filmde işlenen "desen tanıma" (pattern recognition) zihinsel bir süreçtir ve film bu süreci dramatik bir dille abartarak işler.
Hayır, 2:22 daha çok gizem odaklı bir gerilim ve romantik drama türündedir. Doğaüstü olaylardan ziyade psikolojik ve zamansal bir gerilim hakimdir.
Filmde bu saat, gökyüzündeki yıldız dizilimleri ve geçmişteki bir cinayetle bağlantılı olan kritik bir dönüm noktasını temsil eder.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...