

Ahmed Ibh Fahdlan

Queen Weilew

Herger (Joyous)

Buliwyf

Melchisidek

Wigliff (King's Son)

Skeld (Superstitious)

Weath (Musician)
Rethel (Archer)

Roneth
Bağdat’ta yaşayan soylu bir şair ve elçi olan Ahmed bin Fadlan, karıştığı bir aşk meselesi yüzünden Kuzey topraklarına sürgün edilir. Yolculuğu sırasında, devasa cüsseli ve vahşi görünümlü bir grup Viking savaşçısıyla karşılaşır. Tam bu sırada Vikinglerin kadim topraklarından korkunç bir haber gelir; "isimleri anılmayan" gizemli bir düşman, yerleşim yerlerini yakıp yıkmakta ve insanları vahşice katletmektedir. Bir kâhine danışan savaşçılar, bu karanlık gücü yenmek için yola çıkacak grubun on üç kişiden oluşması gerektiğini öğrenirler.
Ancak kehanetin bir şartı vardır: Grubun on üçüncü üyesi Vikinglerden biri olmamalıdır. Bu kişi, hiç istemese de zarif bir entelektüel olan Ahmed bin Fadlan olur. Başta birbirlerinin dilini ve kültürünü anlamayan bu yabancılar, sislerin içinden gelen yamyam benzeri yaratıklara (Wendol) karşı ölümcül bir savaşa girer. Film, bin Fadlan'ın fiziksel ve ruhsal dönüşümünü anlatırken, hayatta kalmak için inancın ve cesaretin sınırlarını zorlayan karanlık bir atmosfere bürünür.
Filmin başrolünde, Ahmed bin Fadlan karakterine hayat veren Antonio Banderas yer alıyor. Banderas, zarif bir şairden korkusuz bir savaşçıya dönüşen karakterin yaşadığı kültürel şoku ve zamanla kazandığı saygınlığı oldukça etkileyici bir şekilde yansıtıyor. Oyuncunun, Vikinglerin dilini sadece onları dinleyerek öğrendiği o meşhur sahnedeki performansı, filmin en akılda kalıcı anlarından biridir.
Vikinglerin lideri Buliwyf rolünde ise Vladimir Kulich, adeta bir mitolojik kahraman heybetiyle karşımıza çıkıyor. Kulich’in sessiz ama otoriter duruşu, grubun disiplinini ve kadere olan teslimiyetini simgeliyor. Diğer Viking savaşçılarını canlandıran oyuncuların her biri, kendilerine özgü fiziksel özellikleri ve dövüş tarzlarıyla, filmin o vahşi ve otantik havasını güçlendiren başarılı bir ekip ruhu sergiliyorlar.
Yönetmen John McTiernan, Michael Crichton’ın "Eaters of the Dead" (Ölü Yiyiciler) romanından uyarlanan bu filmde, tarihsel gerçeklik ile karanlık bir fanteziyi ustalıkla harmanlıyor. Filmin çekim süreci oldukça sancılı geçse de ortaya çıkan sonuç, türünün en atmosferik örneklerinden biridir. Özellikle gece sahnelerinde kullanılan doğal ışıklandırma ve sis efektleri, düşmanın gizemini ve yarattığı dehşeti izleyiciye derinden hissettiriyor. Tempo, ilk andan itibaren düşmeden ilerlerken, aksiyon sahneleri dönemin çok ötesinde bir çiğliğe ve gerçekçiliğe sahip.
Orta Çağ atmosferini, Viking mitolojisini ve epik meydan savaşlarını sevenler için bu yapım bir kült film niteliğindedir. Tarihsel dokunun içine sızan hafif korku ögelerinden hoşlananlar ve farklı kültürlerin çarpışmasını izlemekten keyif alan sinemaseverler bu maceraya bayılacaktır. Saf bir aksiyonun ötesinde, karakter gelişimine ve atmosfer inşasına önem veren bir savaş filmi arayan herkes listesine eklemelidir.
Filmi benzerlerinden ayıran en önemli özellik, başrolün bir süper kahraman gibi değil, hayatta kalmaya çalışan bir "yabancı" olarak sunulmasıdır. Ahmed bin Fadlan’ın Vikinglerle kurduğu dostluk, önyargıların yıkılmasını sembolize eder. Ayrıca Wendol adlı düşmanların kimliği ve saldırı biçimleri, filme psikolojik bir gerilim katmaktadır. Epik bir vedalaşma ve savaşa hazırlık sahnesi olan "Lords Prayer" (Kuzeyli Duası) sekansı, sinema tarihinin en etkileyici anları arasında gösterilir.
Kültürel Uyum: Birbirine tamamen zıt iki medeniyetin ortak bir amaç uğruna birleşmesi.
Kader ve Cesaret: Ölümün kaçınılmaz olduğu bir durumda onuruyla savaşmanın önemi.
Bilinmezden Duyulan Korku: Mitolojik efsanelerin ardındaki rasyonel ve ürkütücü gerçekler.
Bu tarzdaki epik ve karanlık Orta Çağ atmosferini sevdiyseniz, Ridley Scott imzalı Cennetin Krallığı veya Mel Gibson'ın yönettiği Braveheart (Cesur Yürek) mutlaka izlenmesi gereken yapımlardır. Daha yakın dönemden Viking temalı bir iş arıyorsanız, Robert Eggers'ın The Northman (Kuzeyli) filmi de benzer bir vahşet ve mitolojik dokuya sahiptir. Ayrıca, hayatta kalma teması ve karanlık tonuyla The Revenant (Diriliş) da ilginizi çekebilir.
Film, gerçek bir tarihi kişilik olan Ahmed bin Fadlan'ın 10. yüzyılda Volga Bulgarlarına yaptığı seyahatin notlarından esinlenilerek yazılmıştır.
Çekimler bittikten sonra film test izleyicileri tarafından beğenilmemiş ve yazar Michael Crichton, yönetmen koltuğuna oturarak birçok sahneyi yeniden çekmiştir.
Filmin müzikleri başlangıçta başka bir besteciye verilmiş olsa da, sonradan efsanevi Jerry Goldsmith tarafından yeniden bestelenmiş ve bu müzikler kült bir statü kazanmıştır.
Wendol karakterleri, Neandertal insanlarının soylarının tükenmediği ve izole bir şekilde varlıklarını sürdürdüğü kurgusal bir teoriye dayanır. Filmde onları ayı postu giymiş, mağarada yaşayan vahşi insanlar olarak görüyoruz.
Filmde bin Fadlan, Bağdat'ta evli bir kadına olan ilgisi nedeniyle diplomatik bir kılıf altında "elçi" olarak uzak topraklara sürülür. Bu durum, onun konforlu hayatından vahşi bir dünyaya geçişinin temel sebebidir.
Hayır, 13'üncü Savaşçı tek başına bir hikâyedir. Hikâye bin Fadlan'ın günlüğünü bitirmesiyle son bulur ve herhangi bir devam filmi çekilmemiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...